Ana Menü
 

 

 

 

 

 

  Ana Sayfa
  Tanıtım
  Kültür
  Edebiyat
  Eriç Spor
  Şenliklerimiz
  Sülaleler

  Dernek
  Şivemiz
  Önemli Şahsiyetler
  Haber Arşivi
  İletişim
 
 
Alt Menü

 

 

  Ziyaretci Defteri
  Resim Galerileri
  Eriç Belgeseli
  Sizlerden Gelenler
 

 

Genel

 

 

  Yöresel Yemekler
  Köy Muhtarları
  Aramıza Katılanlar
  Aramızdan Ayrılanlar
  Online Oyun Oyna
  Çocuklar İçin
 

 

Ziyaretçi Köşesi
 

     

    Defteri Oku    Deftere Yaz

 

 

Web Siteleri

 

 

  Burhan İşliyen Web
  Kemah Kaymakamlığı
  Kemahlılar.com
 

İlgili Linkler

 

 

 

 



  

 

 

 

Mehmet AKAN 


  “Vallahi ben o tilkiye keltaşlardan attım vuramadım”

                                                                       Mehmet AKAN ( Necip Oğlu )

Muzip bir delikanlı akşamleyin Mehmet çavuş un ahırından horozu götürmüş. horoz dan biraz tüy yolarak ahırın kapısının altınada serpiştirmiş.ertesi gün sabahleyin çavuşun hanımı inekleri çobana katarken  komşu kadınlara ;

            -akşam tilki bizim horozu götürmüş derken

            olayı duyan Mehmet amca hemen lafa karışarak

-“Vallahi ben o tilkiye akşam leyin kıraçtaki kel taşlardan attım vuramadım”Demiş


“Elenmiş elenmiş …………………..kalmış”.

                                               Harun BEKTAŞ 

Büyük kentlere yoğun bir şekilde göçün yaşandığı yıllarda  bizim İdris muziplik olsun diye atını eğerlemiş tebdili kıyafet olarak Nazım BEKTAŞ ın evine misafir olarak gitmiş.Akşam karanlığı basmış olduğu için tanınmayacağını tahmin etmiş ama  Nazım komşusu İdrisi tanımış fakat kendi kardeşi Haruna belli etmemiş.Haruna dönerek  misafir odasının sobasını yak misafir geldi demiş.Harunda  abisinin kendini aldatacağı hiç aklına gelmeden odanın sobasını yakmış.Misafiri buyur etmiş,atını  ahıra bağlamış.Biraz sonra olayı bilen İdrisin arkadaşları birer birer odaya gelmiş ve misafire hoş geldin diyen oturmuş.Çaylar içilmiş,sohbet koyulaşmış fakat İdrisin arkadaşları kıkır kıkır gülüyorlarmış.Harun olayı anlamış yanında oturana

 -bana bir cigara ver demiş.

            -abin burada  cevabını verince 

             bizim Harun dayanamamış ve oradakilere hitaben.

            -ne abisi demiş!

            -“elenmiş elenmiş ……….kalmış “ demiş.


Yanim Ana domatesi herkes kokluyor pilav pişirdim ne!

                                                                          Ali AKAN

Ali dayı çobanlık yaptığı dönemlerde şehre gitmiş bahar mevsiminde turfanda dometesi görünce nefsi çekmiş ve bir miktar satın almış.Tabi yaylaya gideceği için annesinede dometes aldığını söylemiş.Ertesi gün öğlen davarı sağmaya getirmiş ve yemek için obaya varmış.ve

            -anne domatesleri ne yaptın? Diye sormuş.

            -domates pilavı pişirdim cevabını alınca

bizim ali dayı sinirlenmiş ve annesine dönerek,

            -“YANİM ana herkes domatesi kokluyor ,pilav pişirdim ne ! “ demiş. 

 


“Bu ay  Muhsin ayı değil”

                                               Kenan Hoca (işliyen)

            Harman ayında tınaz makinesi ile buğday samandan ayrıldığı sırada oğlu Muhsin in samanlığın bacasından içeri düştüğü söyleniyor.Tabi bu olayı duyanlar hemen çocuğu kurtarmak için hareketleniyorlar. Tınaz makinesinin durduğunu gören Kenan Hoca :

            -Yahu bırakın şimdi yağmur geliyor

            -“Bu ay Muhsin ayı değil” demiş.

 


 “Ver bin lira al bir eşek Ali vursun öldürsün”

                                                   Enver dayı

                                                  (Enver Şener)

Enver dayı Elazığ dan döneme göre çok yüksek bir fiyat vererek eşek satın almış.Oğlu Ali kazaen attığı taş ile eşeği öldürmüş.Tekrara bir eşek daha satın almış.oğlu Ali sol eliyle attığı taş ile onu da kazaen öldürmüş.Orada bulunan köylüler

-Enver dayı üzülme bir tane daha alırsın deyince

Bizim Enver dayı dayanamamış ve şöyle demiş:

-“Ver bin lira al bir eşek vursun Ali  öldürsün,ver bin lira al bir eşek vursun Ali öldürsün…”


“İşte böyle olacak”

           Erol Bülbül.

 

Delikanlılar köyün tam karşısındaki tepenin üzerinde geceleyin ateş yakmış ateşin karşısında oynuyorlar.Tabi bu arada köye karşı da silah atıyorlarmış.Muhtar İbrahim(açıkbaş) bu olaya sinirlenmiş.eline bir sopa alarak gençleri dağıtmak için tepeye çıkmış.Gençler ateşin alevinden karanlıkta gelen  muhtarı fark edememişler tabi.Tam o sırada gençler  dizilmiş halay çekiyorlar.Halayın başındaki oyunu yanlış oynarken bizim Erol başa geçiyor  ve

-         “İşte böyle olacak”

Diye kollarını kaldırıp tarif ederken muhtar sopayı indirmesiyle   kalabalık bir anda  dağılmış.


“Bu seferde fileleri doldurduk”

Harun Bektaş

Yaz ayarında Erzincan ve Kemahta  yaşayan köylüler,ailelerine yardım için hafta sonu köye gidiyorlar iki gün çalışıp geri dönüyorlar.tabi dönerken,anneleri.babaları ve yakınları köy armağanı koyuyorlar.tekrar çalışmak için geri döndüklerinde  bizim Haruna sormuşlar:     -köyde ne yaptınız ne yapmadınız.

      Cevap:

      -“Bu haftada fileleri doldurduk”.


“Dur bakayım bu niye zaptolmuyor”

Harun Bektaş

 

Koyun otlatırken Oguz Köyündeki çobanlar bizim meraya gelmişler.Harun ve arkadaşları olaya müdahale etmişler.Bir kişi olan çobanı ikna edip kendi köyüne göndermeye çalışırken, kavga başlamış.Kavga ile hiç ilgilenmeyen bizim Harun,belli zamandan sonra  Yabancı köy çobanının ikna olmadığını görünce canı sıkılmış ve olaya müdahale ederek

            Elinde sopası ile olay yerine yanaşmış ve:

            -“Durun bakayım bu neden zaptolmuyor “ diyerek çobana girişmiş.

 


“Ne Müslüman kavga eder”

Harun Bektaş

 

            Bizim Harun arkadaşı ile davar otlatırken arkadaşı başka bir sürünün çobanı ile kavga eder. Harun ise hiç ilgilenmez.İki kişi birbirini bayağı hırpalar .Başka çobanlar gelip  bu iki kişiyi ayırırlar .O arada kendi arkadaşı  Haruna dönerek sorar;

                -neden beni savunmadın?

                Cevap:

                -ne  Müslüman kavga eder!!

 

 


“O biraz rahatsız”

Harun Bektaş

 

 

Birgün önce At ve Katırla gübre taşıyan bizim Harun a komşusu Mehmet dayı sorar :

            -Harun neden bugün tek at ile çalışıyorsun? Katır nerede ?

Harun  bir an duraklar ve :

            -o biraz rahatsız. Cevabını verir.

Mehmet dayı bu işte bir şey var diyerek konuyu araştırır. Ve olayın iç yüzünü öğrenir.Harun çatma sepeti üzerinden atıp ahıra koşan katırı yakalayamamış,ve ahırda bulduğu katırı yerinden kalkamayacak darecede dövmüş sonuçta “o biraz rahatsız”demek durumunda kalmıştır.

 


SAYFA - 1 - 2 - 3

 

 

Tasarım: Orhan İŞLİYEN